dino merlin kimdir – bu yürek çelikten

Müzisyen, söz yazarı, aranjör, yapımcı, şarkıcı.

Hayır, 91’de Bosna kuşatma altındayken kaçmadı/ şehirde kaldı/ şehri savundu diye tanımlamayacağım onu ya da onun hakkında Bosna Hersek’in ilk milli marşını yazan adam da demeyeceğim. Siyasi, politik, kişisel duruşuyla ilgili her eylemi onun sanatçı kişiliğini gölgeleyecek çünkü ve aynı zamanda elbette hayata bakış açısı, düşünceleri, eylemleri ve sözleri onu, Dino Merlin’i -kendisinin izin verdiği derecede, açıklayacak bizlere.

dino merlin

Hayır, sanatçı kişiliğinin savaş yaşamış, acıyla yoğrulmuş bir toplumun sancılarından, kederinden azade olduğunu da söylemeyeceğim. Dertleriyle yoğrulduğu toplumun kaygıları, sorunları üzerine kafa yorup çözümler üretiyor da diyemem. Hayır hayır, o kendi dünyasında yaşayan bir yıldız da değil elbette. Bir yıldız… ama nerede, ne zaman parlayacağını bilen çok parlak bir yıldız. O, hem içinde yaşadığı toplumla beraber çektiği sıkıntı ve üzüntülerle hem de kendi yetenek ve çalışmasıyla kişiliğini, sanatını kendi içinden aldığı enerjiyle şekillendirmiş bir yıldız. İnsanî sorumluluklarını reddetmeyen ve ancak politik tartışmalardan da kaçınan, böylelikle de şarkılarını her yerden insanın ezbere ve keyifle ve hissederek, candan söylediği bir şarkıcı.

evlilik… hayat… müzik…

Edin dervišhalidović (dervişhalidoviç) … sahne adıyla dino merlin… 12.09.1962 sarajevo doğumlu, yani saraylı… evli. “Savaştık, saklandık, bizi kimse ayıramadı. 5 yıl sonra gizlice evlendik. Kendi eşimi tam anlamıyla kaçırmış olsam da romantik bir nikah oldu. Nikahta benim sağdıcım ve eşiminde kız kardeşi vardı. Nikah memurunun konuşması bana çok uzun gelmişti. Biri gelip de mutluluğumuzu bozacak diye sürekli kapıya bakıyordum. Nikahtan sonra Dubrovnik’e gittik. Döndüğümüzde de annemin yanına taşındık ve günlük yaşamın etkisini hemen hissettik. Beni ailevi sorumluluklar ve ağır çalışma bekliyordu. Amela’nın ailesi o kadar kızgındı ki altı ay boyunca onun sesini dahi duymak istemediler. Ama işte zaman iyileştiriyor her şeyi. Bugün Amela’nın ailesi beni hak ettiğimden de çok seviyorlar.” diyor bir gazetede.

Zaman iyileştirse de her şeyi, o ilk yılları dervişhalidoviçlerin sıkıntı içinde geçmiş. Fabrikada bir işe girmiş misal. Her ayın ilk 20 günü için ödeme almış, geri kalan 10 günde de iş, eşinin evi geçindirme maharetine kalmış. Dino’nun demesine göre 3. vardiyada çalıştığı bu ağır tecrübe onun müzik kariyerinin de ateşleyicisi olmuş. Ama elbette ağır işten kaçıp müziğe sığınmak değildi onun bu düşüncesi. Müzik en başından beri içinde vardı. Şarkı sözü yazmak, bayram harçlığını biriktirip aldığı gitarıyla vakit geçirmek annesi ondan hep daha ciddi şeylere girişmesini beklese de zaten onun hayatıydı.


İlk gitarım “Vegas M”. Günlerce içinde bulunduğu mağazadan geçtim. Burnumu pencereye koyardım ve o gitara bakarak camı buğulandırırdım. Çok sıradan bir gitardı ama benim kafamın bulanık olduğu zamanlardı, parasız olduğum zamanlar. Onu almak imkansızdı. Annem, olduğum şeyi olmamı istemedi hiçbir zaman. İlk enstrümanımı almama yardım etmesi söz konusu bile değildi. Bayramda alacağım harçlığı biriktiriyor ve mahalleden komşulara kömür taşıyordum. Komşulardan biri, bir kadın görmüş benim nasıl inatla çalıştığımı, bir bayramda paranın geri kalanını ekleyiverdi. Böylelikle ilk gitarımı almış oldum. Bu benim, hayattaki ilk zaferimdi.

tek kanatlı bir kuş uçabilir mi?

Birkaç yerdeki açıklamasında annesinin oğlunun daha ciddi işlerle uğraşan, daha ciddi biri olması istediğini söylüyor dino. Yani mühendis gibi… kravatlı… mesai saatleri olan… yani sürekli bir iş. Bu hâliyle; yokluk ve sefalet içinde geçen, sokaklarını snayperlerin gözetlediği, evlerinde bombaların patladığı, avlularında oyun oynayan çocukların ansızın öldüğü, dünyanın en uzun kuşatmasını yaşan bir şehirde çocuğunun geleceği için kaygılanan bir annenin çocuğunun hayaline karşı çıkışı bazılarımıza yine de bir duvar sertliği hissi uyandırabilir. Ancak dino, sredinom adlı belgeselde, annesi için ve hatta babasıyla da ilgili olarak şu sözleri sarf ediyor:

“Mutlu adamın geçmişi yoktur, derler. Mutsuz adamın ise geçmiş dışında hiçbir şeyi yoktur. Benim annem mutsuzdu. Çünkü sadece onu terk eden, onu sevmemiş olan adamı anlatırdı. O adam benim babamdı. Sana karşılık vermeyen birini sevdiğin trajik bir durum bu. Annem önemli bir kadındı, inançlı bir kadındı. İnsanlar annemi cömert olduğu için severdi. Başkalarına yardım etmek için -parası da olmadığından- başkalarından borç para alırdı.”

Dino merlin, anne babası ayrı olan bir ailenin çocuğu olarak babasız büyümeyi tek kanatlı bir kuş olmaya benzetiyor. Tek kanatlı bir kuş ve ama aynı zamanda uçmak zorunda olan, uçmak arzusuyla yanıp tutuşan bir kuş. İşte o kuşun kanatlandığı vakitte başka bir kadını, amela’yı görüyoruz dino’nun yanında. Yukarıda da bahsettiğim üzere, amela’nın ailesi bu ilişkiyi onaylamamış, evlenmelerini de istememişler. Keza dino’nun arkadaşları da dino’nun amela ile vakit kaybettiğini, amela’nın dino için yeterli olmadığını, aralarında pek çok engel olduğunu düşünmüşler, söylemişler. Ancak bildiğiniz üzere onlar evlenmiş. İki de çocukları olmuş. Bugün de beraberler. Bahsettiğim belgeselde dino, amela’nın kendisine nasıl güç verdiğini anlatırken “kulaklıklarıyla beraber bir walkmen aldım. Demo kaydını çalmaya başladım ve sordum: “Ne düşünüyorsun, müzikle ama ciddi anlamda müzikle uğraşmaya başlayayım mı?” O: “Başla. Senin şarkıların en güzelleri.” dedi. Nasıl bir rüzgar vardı arkamda! Sevdiğin sana “senin şarkıların en güzelleri” diyor. “

Hayır, bir peri masalı değil bu aşk hikayesi. Aksine, mücadele ve emek de var aşkla birlikte. Masallarda ayrılır belki siyah ve beyaz birbirinden ama hepimiz iyi biliriz ki gerçekler gridir her zaman. Dino, o zamanlar edin ve amela, geçim derdiyle savaştıkları bir vakit dino eve dönmüş. Amela da yiyecek ne getirdiğini sormuş edin’e. Edin de elindeki kağıtları sallayıp ne yazdığını, nasıl bir şarkı yazdığını koyulmuş anlatmaya. Amela’nın yanıtını tahmin ediyorsunuz, değil mi? “Sen manyak mısın? Kağıt yenmez.” İşte o kağıtlarda merlin grubu’nun çıkış parçası kokuzna vremena (çulsuz/beş parasız zamanlar) yazılıymış 🙂


Tek kanatlı bir kuş gibi büyüdüm. Ama tek kanatla uçmayı öğrenmeye mecburdum. Şimdi ben bir babayım ve aile benim için çok önemli çünkü ben ayrılmış ebeveynlerin çocuğuydum. Küçükken ailem yarımdı, bu yüzden şimdi kendi ailemi gözüm gibi koruyorum.kaynak

değişen hayat

Grup 70’lerin sonunda kurulur. Ancak tekrar bir araya gelip çalışmaya başlamaları 83 yılını bulur. Dino bu yıla kadar olan dönemde evlenmiş ve çalışmaya başlamış ancak müzikten de vazgeçmemiş, şarkı sözleri yazmaya, besteler yapmaya devam etmiş ve kayıt yapabilmek için para da biriktirmiştir. Yeterli parayı topladıktan sonra dino ve grubu ilk dört-beş şarkılarını kaydetmiş. Dino, hiçbir plak şirketi bende bir potensiyal görmedi diyor. Ancak kayıt sırasında hanka paldum‘un prodüktör eski eşi muradif brkić oradadır ve kokuzna vremena’nın miksajına şahit olmuştur. Dönemin ünlü prodüktörlerinden olan muradif, “bu şarkı kimin?” diye sorar, dino şaşırmıştır, “benim”, der çekinerek. “Sen mi yazdın?”, “evet, ben yazdım.” Şaşırmıştır. Bu kısa konuşmanın ardından muradif dino’yu alır, arabasıyla evine kutlama yapmak için götürür ve işte o gün, dino merlin’in hayatı değişir.

Muradif kapıyı açtı ve seslendi: hanka! Hanka çıktı geldi. Büyük yıldız, merlin monro, olağanüstü güzel bir kadın bigudilerle! Öyle saçlarla! 🙂 Büyük bir yıldızdı… Dedi (muradif): ver bize şunlardan iki tane. İki tane, ne deniyor, şişecik mi ya da işte öyle bir şey. Bunlar aslında rakiya idi. İki küçük rakiya… O bana “sağlığına” dedi. Hayatımda ilk defa o an… Boğazım yandı! Hayatımda ilk defa alkol içtim. “Büyük yıldız olacaksın”, dedi. “Elli bin tirajla ilk baskıyı yapacağız.” Kokuzno vremena!? Yani skenderiye’den pivara’ya gidene kadar hayatım değişti.

Grup, isim önerilerini birer kağıda yazıp çekiliş yapar ve bu çekilişten “merlin” adı çıkar. Böylelikle grubun adı merlin olur. 1985’te ilk albümlerini çıkarırlar. Dino vokalde, amir bjelanović gitarda, enver milišić bas-gitarda, mensur lutkica klavyede ve džafer saračević davuldadır. 1986’da ikinci albümlerini çıkarırlar. Albümdeki pek çok şarkı hit olur. 87’de bir albüm daha. 88 yılı albümsüz geçer, grup elemanları değişir. Dino bu arada hemen hemen hepsi hit olacak halk şarkıları yazar. 90’da içinde hit olacak birden fazla şarkıyla yeni bir albüm daha yaparlar. 91’de Barış için düzenlenen konsere katılır ve sırf bu konser için we will rock you adlı şarkıdan uyarladıkları ljubav nema granica’yı söylerler.

91’den sonraki yıllar kimseye iyi gelmez.

Savaş patlak verir.

Grup üyelerinden aleksandar aćimović ölür.

Grup üyelerinden mustafa nurak ölür.

Grubun menajeri kemal bisić ölür.

Edin; takma adı dino, grup adı merlin ve büyücü merlin’e benzesin diye ilk turne için komşusunun diktiği pelerinle kalakalır.

savaş

Bundan sonra, tek hayali olan müziğe yalnız başına devam etmek zorundadır.

Savaş boyunca dino, en iyi bildiği şeyi yapar; çeşitli yerlerde sahneye çıkar, şarkılar söyler. Bu arada bosna hersek’in ilk milli marşını yazar; jedna si jedina. Savaş döneminde yazdığı ve hâlâ dillerden düşmeyen diğer bir şarkısı ise da te nije alija ya da orijinal adıyla tamo gdje je sunce. Bazı gazete yazılarında dino’nun bu şarkıyı aliya izzetbegoviç’i düşünerek değil de, dino hiçbir şey ve hiç kimse iken ona inanan ve destek çıkan komşusu alija miladina için yazdığı söyleniyor (ki bu önemli değil bana göre. Dinleyicinin alımlaması ve yazarın niyeti farklı olabilir.). Dino merlin ise polemiğe girmeden şarkısını kahraman Bosna Herseklilere adıyor: “Bu şarkı Bosna Hersek’i savunan herkese ithaf edilmiştir. Bir ortaçağ kuşatması altında tutulurken ve mümkün olan olmayan tüm yollardan öldürülürken (…) yazıldı bu şarkı. Kaba kuvvete ve adaletsizliğe karşı duran her Bosna Hersekli için söyledim bu şarkıyı.”

Kalmak benim için asla bir ikilem değildi. Bosna’yı savundum ve besledim. Yine yaparım. (…) Hem barışta hem de savaşta ben bir sanatçıyım ve en iyi bildiğim şeyi yapmaya devam etmek benim görevimdi, yani şarkı yazmak. Bazı insanlar vojnik srećemostarskajedna si jedinatamo gdje je suncesva bol svijeta gibi şarkılarımın o zamanlar ne ifade ettiğini hatırlarlar belki. Tarihinde ilk kez Eurovision’da ülkemi temsil etmek için veya görev icabı Bosna-Hersek’in serbest bölgelerinde şarkı söylemek için Sarajevo’dan çıkmışsam ya da stüdyolarda adlarını andığım şarkıları doldurmuşsam ve birileri bunlardan rahatsızsa bu onların sorunu, benim değil. Herkes hangi amaçla dünyaya geldiyse onu yapmak görevidir dediği için ta Platon’dan bu yana benim dünyamda bazı şeyler hiç değişmez. kaynak

vur bana hiçbir şey yapamazsın /büyük bir evren gibiyim ben
vur beni üç topla birden, bu yürek çelikten

93’te ilk solo albümünü çıkarır. Ancak savaş,
dino’yu da yormuştur…
Hakkında hiçbir bilgiye ulaşamadığım, psikolojisini toparlamak için Almanya’ya tedaviye gidişi de bu sıralarda olsa gerek. Çünkü tedavi sırasında yazdığını söylediği ja potpuno trijezan umirem adlı şarkısı 95 tarihli ikinci solo albümünde yer almakta.

Bu dönemde, konserler ve turneler devam ederken hacca gitme kararı alır. Her şeyi iptal eder. Müziği bırakır. Konserleri, turneleri iptal eder ve hac yolunu tutar… Daha sonraki mülakatlarında konser ve turneler için verdiği sözlerden geri dönmenin karşısındaki insanlar açısından hoş olmadığını söyleyecek ve “birine haksızlık yapamazsınız ya da zulmedemezsiniz, hele ki böyle yaparak ibadet etmeye gitmek hiç olmaz. İbadet ile zulüm beraber olmaz” diyecektir.

yeni baştan

dino merlin

Dino bir yıl kadar müzikten uzak kalır. İlham geldiğinde tekrar şarkı sözleri yazmaya başlar, müzikle barışır. Üçüncü albümü çıktığında son albümünden bu yana 5 yıl geçmiştir, sredinom (2000). Grubuyla rock tarzında söylemesine karşın dino, yalnız kaldığından beri pop – dans tarzına kaymıştır ve bu yeni albümündeki hemen hemen her şarkı hit olacak ve balkanlarda en çok satan ilk on albüm arasına girecektir. Bu albümden sonra burek (2004), ispočetka (2008), hotel nacional (2014) gelir. Hepsiyle yeniden balkanları fetheder.

Her albümden sonra sadece balkanlarda değil, avrupada da konserlere çıkar, turneler düzenler. Ama sarajevodaki koseva stadyumu’nun yeri ayrı olsa gerek. Bölgede ya da avrupada şimdiye dek müzikseverler dino merlin için hariç tam dört kere bir stadyumu doldurmamıştır. Dino sıklıkla yılbaşı kutlamalarına da çıkar, şehir meydanlarında bitmeyen bir enerjiyle hoplaya zıplaya, müzikseverlerle bir ağızdan söyler şarkılarının hepsini. O coşkuyu, sevgi ve birlikteliği, enerjiyi konser kayıtlarından da hissedebilirsiniz.

(…) popüler müziğimizde goran bregoviç ivo andriç, Dino Merlin ise meša selimoviç’tir. Derviş ve ölüm’ü yayınladığında selimoviç bazı mülakatlarında andriç’in nasıl mucizeler ve koca bir dünya yaratan bir pir olduğunu ve ama kendisinin bir ferman için mücadele edip o koca dünyanın bir parçasından kendi özerk prensliğini inşa ettiğini söyler. – kaynak


muharem bazdulj

Bir diğer önemli konseri ise savaştan 20 yıl sonra Belgrad’da organize ettiği konserdir. Savaş boyu sarajevo’da kalışı ve o dönemin duygularını en iyi şekilde yansıtan şarkılar yazarak o şarkıları bombalar altında herkesle beraber söylemesi dino’yu baskı ve zulüm yaşayan, ölümle yüzleşen kendi insanlarının gönlünde eşsiz bir tahta oturturken onun tam da bu davranış ve tutumları yüzünden o, kimi çevrelerce bambaşka bir yerde tutulur. Savaştan tam 20 yıl sonra Belgrad’da konser organize ettiğinde konser öncesi bosna hersek bayrağı yakılır, gazetelerde dino merlin’e ait olduğu söylenen sırplara dair nefret sözcükleri dillendirilir. Ancak dino merlin şov dünyasında hakikatli bir profesyoneldir. Konser öncesi televizyonda çeşitli programlara çıkar, gazetelere demeçler verir ve bu iddialarla yüzleşir. Hayır, sırplardan nefret etmemektedir ve onların hasta olduğunu da söylememiştir ama savaşı görmüş, yaşamıştır ve tüm bu olan bitenler karşısında bir tutumu, duruşu da vardır, olmak zorundadır:

“Bir laf vardır: hiçbir yerden başlamayan bir yol olmaz. Benim yolum -çok eskiden değil, 1395 gün kuşatma altında kalan sarajevo’dan başlıyor. Sabahın birinde, sebepsiz, el bombalarıyla uyandım. Elektrik yoktu, su yoktu… Felaketti. Biraz espriyle anlatayım. El bombası A noktasına düştüğünde bilirsiniz ki 10 saniye içinde yakına bir yere daha düşecektir. Kaçabilmek için asfalta chuck norris gibi atlıyorsunuz. İşte bu sarajevo’da günlük yaşamın ta kendisiydi. O yaz ben belki daha çirkin şeyler söyledim. (…) Biz şimdi bağlamdan çıkarıyoruz bir şeyleri. Ama ben o an o şeyleri gazetede okumadım, televizyonda izlemedim, ben o korkuyu bizzat yaşadım. O anlar uzadığında… bir anlığına insanların içinde iyiye dair artık hiçbir şey olmadığını, gelecek diye bir şeyin olmadığını düşünüyorsunuz. O vakitler sadece içinde yaşadığım o an vardı. Ben inançlı biriyim ama o vakitler iyiye dair hiçbir şeyin ne gökte ne de insanda olduğuna inandım. Sadece yarına kadar yaşamayı düşündüm. Tabii bunları ta 15 20 yıl önce söyledim. Allah kimseye göstermesin bir daha. Kim savaş isterse inşallah savaş onun evinde çıkar.”

O yıl, 2011’de dino sırplardan nefret ediyorum dedi mi, tartışmalarının arasında 13 bin kişilik kombank arena’nın biletleri tükenir ve Dino üç gün art arda sahneye çıkar. 2015’te yine aynı yerde art arda iki konser verir.

93, 99 ve 2011’de eurovision’a da katılır. 2011’deki performansıyla bosna hersek’e altıncılık getirir.

Kariyeri boyunca pek çok şarkıcı ile de şarkılar söyler, işbirlikleri yapar. Bu sanatçılar arasında türkiye’den hüsnü şenlendirici de vardır.

Müzik alanında pek çok ödülü olduğu gibi insanî yardım konularındaki çalışmalarından dolayı da ödüllendirilmiştir ve bunca şeye rağmen ekşi sözlükle okuduğuma göre çok mütevazi bir kişidir… ona da en çok bu yakışırdı sanırım…

Dino, yukarıdaki alıntıda da okuduğunuz üzere balkanların mesa selimoviçidir. Dino yazar, söyler, hüzünlendirir, dans ettirmesini de bilir, en çok da insanı anlatmayı bilir ve böylece yürekleri birleştirir, balkanlarda, yani balı tadanlar da, kanı kusanlar da dino’nun evinde aynı çatıda aynı şarkıları ezbere bilir.

Not: Burada kısa, güzel bir video var Dino Merlin ile ilgili, yugoslovenka anlatıyor.