yovanka'yı nasıl bilirsiniz?

[fusion_text]

7 Aralık 1924 doğumlu.

17 yaşından itibaren Yugoslavya Komunist Partisi – Gençlik Kolları üyesi. 2. Dünya Savaşı sırasında ailesinin büyük kısmını kaybetti. Savaş sırasındaki çalışmalarından dolayı iki kahramanlık madalyası sahibi.

1952’de Tito ile evlendiğinde 28 yaşındaydı, Tito ise 60.

O, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin ilk ve tek leydisiydi.

“Bana eziyet ettiler çünkü Tito üzerinde etkim vardı. Onca yıl birlikte yaşadık. Onu etkilediğimi konuşup durdular ama hiç kimse bu etkinin pozitif mi yoksa negatif yönde mi olduğunu sorgulamadı. Onun sorularını yalakalıkla değil, doğrulukla cevaplayan tek kişi bendim. Yugoslavya’nın dört bir yanından hergün bilmem ne kadar mektup alırdım. Bu milletin ve ülkenin nabzını gayet iyi tuttum. (…) Yalakaların hepsi Tito’nun etrafını sarmıştı. Onlar ülkeyi olduğu durumda değil, nasıl koltuklarında oturmaya devam edebileceklerse o durumda gösterdiler ona. Ama ben öyle değildim. Eğer yolunda olmayan bir şey gözümü çarptıysa düşündüğüm şeyi söylemek zorundaydım. Ama bu, onları çok rahatsız etti çünkü oldukça donanımlı ve bilgiliydim. Kitlelerin ilgisini çektim. Tito’dan çok daha fazla toplum içinde, topluma yakın yaşadım. Kulis arkasında neler olduğunu da gördüm. Sonra bizim güvenliğimizi rahatsız ettiler. “Nereden bu kadar çok şeyi biliyor?” Benim bir çeşit casusluk organizasyonu içinde olduğumu düşünmeye başladılar. (…) Tito, söylediğim şeylerle ilgili olarak genelde bana katılırdı. Benim doğruluk ve açıklığımı anlardı. “

“Çoğu beni sanki hiç var olmamışım gibi silmek istiyor. Ancak ben olduğum şeyim. Değişemem. Yapamam. Çünkü ben bu tarihin bir parçasıyım.”

Eşinin ölümünden sonra ise kameralardan kaçtı, kimselerle görüşmedi. Elinde kalan tek resmî belge doğum belgesiydi. Sağlık güvencesi dahi elinden alınmıştı. Kimlik kartı ve pasaportunu tekrar alabildiğinde tarihler 2009’u gösteriyordu. Eşinin mezarına ziyarete de gitmiyordu artık. Aynı fotoğraf karesinden görünmek istemediği, tehditler aldığı politikacılarla karşılaşmak istemiyordu. “Midem bulanıyor.” diyordu.

“Askeri Sır – Gizli Belge” damgalı bir mektup, polis tarafından tebliğ edildiğinde nemden bakımsızlıktan dökülen, yer yer yıkılmaya başlayan bir evde tek başına kalıyordu. Bir generalden gelen mektupta “Daha fazla mazotumuz olmadığından artık size ısıtma hizmeti veremeyeceğiz. En sıcak selamlarımı gönderiyorum.” yazıyordu. Bu çok gizli belge eline ulaştıktan sonra büsbütün üşümemek için geceleri sıcak su dolu şişelerle yatmaya başlayacaktı. İnatçıydı. Sabırlı ve sağlam irade sahibiydi. Neden kendine ait hiçbir malının olmamasına herkes şaşırıyordu. Miras konusunda da başlayan tartışmalar konusunda temkinli ve soğukkanlıydı.

“Bazı kirli oyunlar oynandı Tito’nun çocuklarına saldırayım, onları suçlayayım diye. Böyle bir şeyi gerçekten istemedim çünkü onlar benim şahsım üzerinde gerçekleşen bu büyük soygun konusunda suçlu değillerdi. Asıl suçlu olan devletti. Tito’nun ölümünden sonra bana hiçbir miras kalmamasının sorumlusu Tito’nun çocukları değil. On yıllardır bana zulmeden, bana ben sanki en büyük adli suçluymuşum gibi davranan devlette kabahat. Beni en çok yaralayan şeylerden biri, sanki bilmem nereden biri onlara hediye etmiş gibi benim kişisel eşyalarımı sergiliyor olmaları. Bu bir soygun. Bunlar anlatılmıyor.” 

Son isteği eşinin yanına gömülmekti. Bu istek, Çav Bella eşliğinde yerine getirildi.

Takvimler 20 Ekim 2013’ü gösteriyordu. Cenaze törenine ailesinin yanı sıra Eski Yugoslavya’nın dört bir yanından yaklaşık 10.000 kişi katılmıştı.

kaynak için buraya ve buraya.

[/fusion_text][three_fourth last=”yes” spacing=”yes” center_content=”no” hide_on_mobile=”no” background_color=”” background_image=”” background_repeat=”no-repeat” background_position=”left top” hover_type=”none” link=”” border_position=”all” border_size=”0px” border_color=”” border_style=”” padding=”” margin_top=”” margin_bottom=”” animation_type=”” animation_direction=”” animation_speed=”0.1″ animation_offset=”” class=”” id=””][/three_fourth]