Yazıklar olsun size sustuğunuz ve boyun eğdiğiniz için!

2 Nisan 2017 Pazar günü Sırbistan’da gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri sonuçlarına ilişkin genel durumdan bahsetmiştim. Bu yazıda ise kaldığım yerden devam ediyorum.

2 Nisan 2017 cumhurbaşkanlığı seçimleri sonuçlarının belli olduğu ilk günden itibaren insanlar protesto için sokaklarda, özellikle gençler. Başkent Belgrad’da olmak üzere Novi Sad, Niş, Subotica ve Kragujevac’da bu yazıyı yazdığım 10 Nisan pazartesi günü dahil olmak üzere gençler protesto için şehir merkezlerinde buluşuyorlar. Herhangi bir organizatör, destekçi ya da yürütücü yok. Sosyal medya aracılığıyla haberleşen gençler,  bugüne kadar her gün yürüttükleri sokak protestolarında polisin önlerde olmasını istemedikleri gibi herhangi bir organizatörün de protestoların yürütücüsü olmasını istemediler. Şimdiye kadar da öyle oldu. Peki ama gençler neden sokakta? Seçimlere katılım oranı %54 iken sonuçlardan huzursuzluk neden? Kimileri Amerikan oyunu diyor, kimileri bu hareketlenmeden çok memnun, kimileri ise nafile görüyor, belki tüm bunlar Balkanlarda daha önce olan bitenlerin bir tekrarı ama bugünün gençleri yavaş yavaş dile gelmeye başlıyor.

Haberlere düşen ilk metin İvan Mandiç’in facebook durum güncellemesinden. Kısa sürede yayıldı, pek çok insan tarafından okundu, tartışıldı. Kendi adına kaleme aldığı yazı kısa sürede pek çok kişi tarafından benimsendi,  25 binin üzerinde beğeni aldı ve 9 binden fazla kez paylaşıldı. Haberlere düştüğünde ise bu yazı artık sadece İvan’a ait değil, protestolara katılan her gencin ortak sesi olmuştu. Yazıya birlikte bakalım:


Yazıklar olsun size sustuğunuz ve boyun eğdiğiniz için!

Neden sokaklardayız diye soruyorsunuz, işte size neden!

Babam bu protestoların amacını soruyor… görüyorum ki geri kalan herkes de madem sevmiyorduk neden seçimlerde yönetimi devirmediğimizi soruyor. Sırayla hepsini anlatacağım…

Ey yaşlılar okuyun! Ve siz geri kalanlar, siz de!

Cumhurbaşkanlığı seçimleri halkın bağrında için için yanan ateşin bahanesi oldu sadece. Sokaklara dökülen insanlar, SNS (iktidardaki parti) üyesi olmadığından işsiz kalmak istemiyor artık. Hiçbir hakları yok sırf SNS üyesi değiller diye. Hiç gelecekleri yok, eğer SNS üyesi olmayacaklarsa. Öğrenciler sokakta çünkü Mali (Sinisa Mali; Belgrad belediye başkanı) gibi bir adamı daha fazla istemiyorlar. Bütün hamlar satın alınmış diplomalarıyla hırsızlık yaparak her yeri kaparlarken ailelerini bırakarak başka ülkelerde iş arayanların diplomaları nerede, ne işe yarayacak. Sadece varlığıyla dahi hayatımızı dolduran arkadaşlarımız, ailemiz, yakınlarımız ve diğerleri Almanya’ya, İtalya’ya, İsviçre’ye, Avusturya’ya gitsin istemiyoruz. Yönetim billboardlarda, direklerde, posterlerde kendiyle övünürken hepsi ölen çocuklarımız telefon mesajı yardımıyla şifa arasın da istemiyoruz. Konteyner kapaklarından, direklerden, otobüs tutacaklarından, rögar kapaklarından fırlayın istemiyoruz artık. Anlıyor musunuz?

Televizyonda oturup sadece sizi izlemek istemiyoruz, bizi durmadan manipüle edin istemiyoruz. Memlekette Vuçiç dışında da insanlar olduğunu görsünler istiyoruz. Saati 130 Dinara çalışmak istemiyoruz. Koreliler, Japonlar, Almanlar, Amerikanlar, Ruslar, İsveçliler kendi ülkemizde bizi sömürsün istemiyor; kendi ülkelerinde, kendi çalışanlarına ne kadar ödüyorlarsa bize de o kadar ödesinler istiyoruz. İstemiyorlarsa çekip gitsinler!

Çocuklarımız okul kitapları için para ödemek zorunda kalmasın, çocuklarımızı kreşe torpilsiz yazdırabilelim istiyoruz. İnformer (yerel bir gazete) daha fazla savaş çığırtkanlığı yapmasın; biz herkesle kavgalı olalım diye komşularımız Hırvatlar, Slovenler, Boşnaklar, Makedonlar, Karadağlılarla savaş çıkacak diye bizi daha fazla korkutmasın artık. Yok hükümet darbesi olacak, yok Janica (Sırbistan’da bir yer)’da suikastçi var gibi saçmalıklar yazıp duruyorlar. Bizlere sokak ortasında tekme tokat girişin, eşyalarımızı alın istemiyoruz artık; çocuklarımız, gazetecilerimiz öldürülsün, evlerimiz yıkılsın, idarecilerimiz tehdit edilsin istemiyoruz. İstemiyoruz artık üç aylık geçici işlerde çalışmak, sigortasız işlerde kullanılmak, horlanmak, polis ve mahkeme her şeye göz yumarken işle, aileyle, canla tehdit edilmek!

Mafyayı, kodamanları, suçluları serbest bırakıyorken bize sorosçu, uyuşturucu bağımlısı, işsiz, serseri demeyeceksiniz! Parti defterine göre “bizden” ya da “öteki” diye ayırırken bizi, o üç beş kişi hayatı düzenlesin, bizi seçsin istemiyoruz.

Yok kardeşim, istemiyorum! Artık bilmek istemiyorum cumhurbaşkanı kim, başbakan kim, bakan, belediye başkanı, vatandaş kim zerre kadar ilgilenmiyorum!

Bunların artık politikayla falan ilgisi yok. Yaşlı ya da genç hiç fark etmez. Bu, hepimizin hayatıyla ilgili artık. İşte sokaklarda bunu korumanın derdindeyiz; hükümeti değil, kendi onurumuzu! 27 yıllık işkenceden sonra bu patetik ülkede, niye sokaklarda olduğumuzu sormanız ayıp be! Yazıklar olsun size sustuğunuz, her şeye kafa salladığınız için! Yazıklar olsun size, bugün bize bu hâlde verdiğiniz bu zavallı ülkenin savunmasını çocuklar ve öğrencilere bıraktığınız için! Yazıklar olsun size; çocuklarınızın, torunlarınızın iş sahibi olamayan, daire satın alamayan, buzdolabını dolduramayan (tıpkı sizin de hiç yapamadığınız gibi) kişiler olmasına nasıl izin verdiniz! Ekmeğe, deterjana, una, tuza, şekere, not defterlerine, çakmağa ve paraya tav olduğunuz şey, 27 yıldır süren bir savaş, yoksulluk, kapanmış enstitüler, yıkık bir devlet, sadece bir döküntü. Yazıklar olsun be! Çocuklarınız sokaklarda çünkü siz, bizim için savaşacak kadar t.klı değilsiniz. Bu yüzden biz kendimiz için savaşıyoruz! Siz sadece susun, zaten hep susmamanız gereken yerde susuyorsunuz. Kimileri güçlünün yanına, kimileri sadece kendi onurlarıyla… işte bütün mesele bu.

Gençler tek yürek, tek ses hükümete kendilerini anlatmaya çalışıyorlar. Gelişmeleri hep birlikte göreceğiz. Bu konuyla ilgili gelecek yazıda gençlerin 17 Nisan 2017’yi son tarih olarak vererek hükümete ilettikleri şartlar ve istekleri size aktarmaya çalışacağım.

Görüşmek üzere.