sigara için hesap ödemek

O gün iki kişi bu sandalyelerde oturduk. Bir meyve suyu ve bira. Ben bu “medovaça” denen şeyin ne olduğunu sordum. Alkollü bir şeymiş. Sırbistan’ın geleneksel içkisinden. İşletme sahibi ve arkadaşı, saçlar dağınık, üstte beyaz atlet, bej rengi çoraplar sonuna kadar yukarı çekilmiş… derken ayağa kalktı, yanımıza geldi işletme sahibinin arkadaşı. Yaşlıca bir adamdı. Yüksek sesle ve bozuk bir İngilizceyle tane tane, bol bol el hareketi kullanarak sigarasını (bu sırada hayali bir sigarayı içerek gösteriyor) evde (iki elinin parmaklarını birleştirerek çatı yapıyor) unuttuğunu (ohooo geçti o iş der gibi şimdi), içtiklerimizin (meyve suyu şişesini ve birayı işaret ediyor) parasını ödemek (bir eliyle cüzdanını, diğer eliyle kasayı işaret ediyor) karşılığında bir sigara (arkadaşın cebindeki sigara paketini almak istiyor gibi yapıyor şimdi) rica ettiğini söyledi. Arkadaşın yüzüne müstehzi bir gülümseme yayıldı. Gayet seri bir şekilde adamla onun dilinde konuşarak arkadaşının (yani benim) yabancı olduğunu ama kendisinin doğma büyüme buralı olduğunu, faturayı çoktan ödediğimizi, zaten bir sigaranın daha az paraya denk geleceğini söyledi. Şık bir hareketle paketten bir sigara çıkarıp uzattı. Adam göbeğini salmış, kamburunu çıkarmış öylece dinliyordu. Afalladı. Sigaranın kendisine uzatıldığını sonradan fark etti. Teşekkürlerini ve özürlerini sundu, oturduğu yere geri döndü. Ama yine de biz oradan ayrılırken (Sırpça konuşmaya özen göstersem de) arkadaşımı es geçip bana sigarasının külünü havaya savurarak “have fun!” demeyi ihmal etmedi.