Prizren – Rufai Tekkesi’nde Hz. Ali’nin Doğumu Kutlaması – 1

Her yıl Kosova – Prizren Rufai Tekkesinde 22 mart günü Hz. Ali’nin doğum günü Türkçe ve Arnavutça dualar eşliğinde kutlanıyor. Bu törene geçen yıl ve bu yıl katılma fırsatı buldum.

İşte izlenimlerim:

Tören saat bir civarı başlıyor. Biz, hazırlıkları da görmek için sabah saat on civarında tekkedeydik. Sohbet eden, abdest alan dervişlerin yanı sıra bizim gibi erken gelen pek çok misafir vardı avluda. Birkaç derviş kapıda gelenleri ağırlama işiyle ilgileniyordu, bu dervişlerin başında da bir kişi gelenlerin adlarını yazıyor, onları yönlendiriyordu. Şeyhin oğullarından biriyle avlunun girişinde karşılaştık. O da gelenlerle selamlaşmaktaydı.

İçeri girdikten dört beş adım sonrasında şeyhin konuklarını ağırladığı mekâna geçip tekkenin şeyhi Adri Shehu selamlaştık. Burada genelde dışarıdan gelen misafirler, gazeteciler ve törene aktif olarak katılacak olan hocalar ağırlanıyor. Tören öncesi şeyh, gazetecilere bilgi veriyor, soruları cevaplandırıyor.

Biz odaya girdiğimizde sohbet çoktan başlamıştı. Odada sadece gazeteciler vardı. Karadağ’dan üç kişi, Belgrad’dan bir gazeteci ve iki antropoloji öğrencisi, Amerika’dan bir kişi ve Üsküplü olduklarını hatırladığım iki arkadaşı, nereden ve kim olduklarını hatırlamadığım birkaç kişi daha ve tekkeye kendisiyle birlikte geldiğim Prizrenli profesyonel fotoğrafçı ve neredeyse yirmi yıldır tekkenin her etkinliğini takip eden Nafiz abi vardı.

Geçen yıl, bu odaya girdiğimizde, yanlış hatırlamıyorsam Katolik Kilisesinin papazı, tebrik ziyaretindeydi.

İnternetten okuduğuma göre bu yıl, Kosova Cumhurbaşkanı Atifete Yahyaga da tebrik ziyareti için tekkeye gelmiş.

Törene katılmak için gelen herkes önce bu odaya uğruyor ve şeyh ile selamlaşıyor ve tören hazırlıklarına devam etmek için ya da törenin yapılacağı yerde yerini almak üzere odadan ayrılıyorlar. Rufai tekkesinin dervişleri selamlaşırken birbirlerinin ellerini bilek güreşi yapacakmış gibi tutup öpüyorlar. Odaya Şeyh ile selamlaştıktan ve bir süre sohbeti dinledikten sonra törenin yapılacağı yere geçtik. Avlunun yapılacağı mekânın kapısında iki derviş, elinde Osmanlı piyade silahı olan teberlerle girişi beklemekte. Siz içeri girerken bu teberlerle size yolu açıyorlar ve sonrasında tekrar kapatıyorlar.

Prizren

bazı dedeler içeri girerken teberi öpüyor

Mekân çok geniş değil. İki katlı. Üst kat kadınlara ait. Alt katta erkekler oturuyor. Kenarlara sandalyeler konmuş, buraya dışarıdan gelen misafirler oturtuluyor. Karadağ ve Üsküplü misafİrler bu sırada oturdular örneğin, Prizrenli sanatçılar, Norveç Büyükelçisi de vardı aralarında. Biz içeri girdiğimizde ortaya bir örtü yayılmış, törende kullanılacak şişler temizleniyor, dervişler kıyafetlerini giyiyordu. Kimi dervişler sohbete dalmıştı.

Gazetecilerin görüntü alma anları… Tören başlamadan önce, bu işle görevlendirilmiş olan derviş, gazetecileri ve misafirleri tek tek yerlerine yerleştirdi. Dervişlerin arasına hiçbir gazeteci sokulmadı. Dervişlerin arasında tören sonuna kadar, sadece bir kameraman ve bir fotoğrafçıya izin verildi.

 

Hanımlar yerlerini alıyorlar… İkinci katın misafirleri arasında dervişlerin eş ve yakınları çoğunlukta. Hepsi gayet bakımlı ve şıklar. Hz. Ali’nin doğum gününün sevincini bu gün için özenle giyinip süslenerek misafirlere duyuruyorlar.

Henüz herkes hazır değilken bir grup derviş, töreni başlattı. “Bak şu dünyanın türlü hâline / hiç kimseler çare bulamaz ölüme” dizeleriyle söylenen ilahiyi söyleyip salavat getirdiler, fatiha okudular. Bu, törenin resmen başladığı anlamına geliyordu.

Dua bittikten sonra herkes hızla yerlerini aldı. Ardından içeri şeyh girdi. Misafirleri selamladı ve günün öneminden ve burada toplanma nedenimizden kısaca bahsetti. Geçen yıl bu konuşma üç dilde olmuştu, ben Sırpçasını kaydetmiştim (Bu arada, şeyh herkesle her dilde konuşuyor. Türkçe, Arnavutça, Sırpça ve İngilizce). Bu yıl, yanlış hatırlamıyorsam, iki dilde gerçekleşti bu konuşma ve kesinlikle daha kısaydı. Şeyh, monotonluğa düşmemek ve misafirlerin ziyaretlerini sürekli kılmak amacıyla törenin her yıl aynı şekilde gerçekleştirilmediğini gazetecilerle yaptığı konuşmasında belirtmişti. Belki de asıl neden bu.

şeyhin gelişi