mostar – cesaretin var mı!

Mostar Köprüsü

Bölgenin Osmanlı topraklarına katılmasından sonra, ihtiyaç üzerine, Neretva Nehri’nin üzerinde, bugünkü köprünün yerinde olan zincir köprü sökülerek yerine 1481’de ahşap bir köprü yapılmış. 1566’da ise Mimar Sinan’ın öğrencisi mimar Hayreddin tarafından 456 kalıp taş kullanılarak aynı yere Mostar Köprüsü dokuz yıllık bir süre zarfında inşa edilmiş. 24 metre yüksekliğinde, 30 metre en ve 4 metre genişliğinde olan köprü, Hırvatlar tarafından yıkılana kadar 427 yıl hizmet vermiş. Söylenene göre köprünün her iki kulesi saldırıları püskürtmek amaçlı yapılmış olup geceleri demir kapıları da sımsıkı kapatılırmış. Kulelerinde seksener askerin beklediği bu demir kapıları Mostar’ı ziyaret edecek olursanız görmeniz mümkün değil. Çünkü işgal sırasında kapılar Avusturya tarafından sökülüp götürülmüş.

Köprünün, Hırvat ve Müslümanları ayıran sınır olduğunu söylemek doğru olmaz. Bir sınırdan bahsedilecekse bu sınırın, köprüyü geçtikten sonra, Aziz Petar ve Pavle Kilisesi’ne varmadan önceki anayolun olduğu söylenebilir. Ancak elbette Mostar Köprüsü, İvo Andriç’in de kitabında somutlaştırdığı üzere Katolik, Ortadoks, Yahudi ve  Müslümanların ortak noktası, onları birleştiren bir unsur. Bu dinlerin, bu insanların ortak noktası. Bu bağlamda da köprü, hoşgörünün ve kültürel çeşitliliğin sembolü.

nehirden çıkarılan orijinal taşlardan biri.

Bugün kültür mirası listesinde yer alan Mostar Köprüsü’nün yeniden yapımı için ise nehre düşen orijinal taşlar nehirden toplanarak tekrar kullanılmış. Bana şehri gezdiren rehberin dediğine göre köprünün yeniden inşasında görev alan baş mimar (rehberin babasının bir arkadaşı), köprünün tam ortasındaki taşı altına kendi dişini kırıp koymuş. Hoş bir ayrıntı.

 

 

Mostar’da nehir atlayışları

Bu konu üzerine elbette yazılı ve görsel pek çok kaynağa, bilgiye ulaşmak mümkün. Ben sizlere Mostar Köprüsü deyince akla gelen bir diğer şeyi, köprüden kendini Neretva Nehri’nin soğuk ve akıntılı sularına bırakan gençleri göstermek istiyorum.

Bu gençleri Mostar Köprüsü’nün üstünden çektim. Akşam saatleriydi. İnsanların hayran bakışlarının hapsinde olduklarını bilir gibi hareketleri öyle acelesiz ve estetikti. Köprüde hepimiz her defasında acaba bir kere daha atlayacak mı diyerek gençleri izledik.

Evliya Çelebi’nin anlattığına göre gençler köprüden atlayıp vezirlerden bahşiş alırlarmış. Bugün de benzeri bir uygulama devam ediyor. Kulenin hemen dibindeki atlama kulübünde bekleyenlerden biri akşam vakti yaklaştığında ara ara köprüye çıkıyor ve turistlerden para topluyor. Toplanan para memnun edici bir miktar ise sporculardan/gençlerden biri atlayışı gerçekleştiriyor. Mostar’da iseniz akşam beşten sonra köprüye fotoğraf makinenizle gitmenizi tavsiye ederim.