kaybedilmiş çocukluğa ağıt – Bozo Vreco


“gözlerim bir daha güneşi görmesin ama yeter ki cennetin kapıları Elma’ma açılsın.”


Bu şarkıyı, çocukluğumun Elma’sı için yazdım. Bu şarkıyı altı yaşlarında her gün beraber oyunlar oynadığımız benim Elma’m için yazdım. El ele tutuşur tüm sırlarımızı ve şekerlerimizi paylaşırdık. Ama savaş gelip çattı. Kötü insanlar evlerinin eşiğinde tüm ailesini öldürdü. Ninesini, annesini, erkek kardeşini. O, yanağını delip geçen bir mermiyle yaralanmıştı ve annesini haykırıyordu. İlk yardım çok geç geldi, kan kaybından çoktan ölmüştü. Bunca yıldan sonra onu rüyamda gördüm. Bana “Božo’m benim, benim için nasıl şarkılar söylediğini duyuyor ve nasıl danslar ettiğini görüyorum.” dedi. Sonra birbirimize sarıldık. O kadar sıkı sarıldık ki uyandığımda gözyaşı ve baştan ayağa ter içindeydim. Bu şarkıyı sevmekten hiç vazgeçmeyeceğim Elma’ma adıyorum. 

Klipte; ona her şeyi anlatmak ve onun bana anlatacaklarını duymak için bana kahveye uğramasını istediğimi anlatan bir kahve değirmeni ile kahve öğüttüğüm bir sahne göreceksiniz.  

Bombalanmış şehirlerde çocukluğunu yaşamanın, oyun arkadaşlarını avluya atılan bir el bombası ya da füzeyle kaybetmenin acısını tahmin etmeye çalışmak yararsız. Yüreğim okuduklarımdan, duyduklarımdan dahi onulmaz derecede yaralanıyor. Kendimi müziğe ve bu harika sese bırakarak Božo Vrećo’nun oyun arkadaşı Elma için cennetin kapılarının açılmasını istediği bu ağıtı gözyaşları içinde dinliyorum. Sözler, müzik ve ses o kadar harika bir biçimde iç içe geçmiş ki şarkının sözleri üzerinde hiç durmadım. Bozo Vrećo’nun yurt dışı konserleriyle ilgili söylediği gibi, yani mesela flemenkodaki gibi, dili anlamak gerekmiyor, şarkıdaki kederi, o trajediyi kendi içimizde bulmamız, hissetmemiz gerekiyor.

Not: Elma (Alma olarak da kullanılır) Boşnakçaya Türkçeden geçmiş olup sık kullanılan kadın adları arasındadır. Doğurganlık ve gençliğin simgesidir.