karlofça'ya ziyaret

Karlofça Antlaşması’nın tarihi? Özellikleri? Sen söyle evladım, Karlofça Antlaşması kimler arasında imzaladı?

Doğrusu ben pek de iyi bir öğrenci sayılmazdım. Dersler ezberle geçti. Sonra da her şey silinip gitti. Hafıza-i beşer nisyanla malûldür, derler. Bu benim için de geçerli sebep olabilir mi? “Eşek kadarsın” denecek yaşa çoktan erdim, bahane aramaya elbette gerek yok ama okulda da mesela şu Karlofça denen yer şimdi nerede, nasıl bir yer, insan mı yaşar, bizim bildiğimiz anlamda bir şehir mi, kasaba mı, köy mü falan biraz anlatsalardı, gösterselerdi de ben de tüm bu kitaplarda okuduğum şeyler uzay boşluğunda geçiyor falan sanmasaydım fena olmazdı hani.

Karlofça’yı gidip yerinde görmek ezberi zayıf bir öğrenci olarak bana iyi geldi diyebilirim 🙂

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’dan otobüs ya da trenle bir buçuk saatte ulaşabileceğiniz küçük bir kasaba, Karlofça (Sremski Karlovci). Dar sokakları, bir iki katlı evleriyle yazın gitseydim muhteşem bir doğayla karşılaşacağıma emin olduğum bu kasabada bir gece, iki gündüz kaldım ve çok misafirperver insanlarla karşılaştım.

Sobe Gajic adında bir yerde kaldım. Zaten kasabadaki tek lüks ve geceliği neredeyse yüz euro civarında olan otelde kalmayacaksanız o kadar da çok seçeneğiniz olduğunu söyleyemem. Ama yine de diğer seçenekler arasından pek de fena bir tercihte bulunmamışım. Beni karşılayan kadın, öğretmenlik yapıyormuş aslında. Gayet güler yüzlü ve nazikti. Akşam vakti kasabaya ulaşmıştım, bana hemen bir kahve ve yanında da oranın ünlü balkabaklı tatlısından getirdi, sohbete başladık.

Tadı güzeldi, yalan yok 🙂

Kahveyi getirirken elinde bir de kitapçık vardı. Gelen turistler için hazırlanmış. Gezip görmeniz gereken yerler hakkında tek tek bilgi verilmiş. Başka bir kâğıtta ise önemli yerler işaretlenmiş olarak kasabının krokisi vardı. Hepsini bir bir anlattı, tavsiyelerde bulundu.

Anlatmaya ben de onunda daha uzun ve ayrıntılı bilgi verdiği yerden başlamak istiyorum: Kapela Mira (barış kapeli).

İşte Karlofça Antlaşması’nın imzalandığı yer!

O vakit, anlaşmanın yapılacağı yer olarak Karlofça’yı seçmişler çünkü o sırada burası kimseye ait olmayan, yani tarafsız sayılabilecek bir yermiş. Böylece, Karlofça’da bir tepeciğe bir baraka inşa etmişler. Her görüşmede taraflardan her temsilci içeri önce girmeye ve masanın başına oturmaya çalışmış ve bu konudaki anlaşmazlık yüzünden görüşmeler pek çok kez yarıda kesilmiş. Kapeli ziyaretimiz sırasında karşılaştığımız görevlinin sözüne ve şu sitede de okuduğuma göre bu kesintiler nedeniyle görüşmeler 72 gün sürmüş ve taraflar toplamda 36 kez bir araya gelmişler. Görüşmeler sırasında ortaya çıkan bu diplomatik sorunu çözebilmek için barakaya dört yönden kapı açılmış ve ortaya da yuvarlak bir masa konmuş. Taraflar aynı anda kapılardan içeri girip yuvarlak masaya oturmuşlar. Böylece masa başına kim oturacak sorunu da çözülmüş. Böylece, tarihte ilk kez yuvarlak masa kullanılmış.

Osmanlı, anlaşmanın yapılacağı binaya bu anlaşmayı simgeleyen bir heykel dikilmesini ve barakanın da bir ibadethaneye çevrilmesini istemiş. Bu istek, 1720’da Avusturya’nın desteğiyle gerçekleştirilmiş. Buranın bugün gidip göreceğiniz hâli ise 1817’de inşa edilmiş. Biri oltarın arkasında olmak üzere dört kapısı var. Günümüzde sürekli ibadete açık olduğunu sanmıyorum (zaten sürekli kilitli duruyor, görevliyi telefonla aramanız lâzım) ama Katolikler bazı ayinlerini burada yapıyorlarmış. Mimarlar Türklerin kullandığı güney kapısını (oltarın arkası), Türklerin bir daha gelmemesi dileğini simgelemesi amacıyla betonla örerek kapatmışlar. Ben 2016 yılı sonlarında ziyaret ettim burayı. Oltarın arkasında kapı var 🙂

Bahçede, giriş (kuzey) kapısının hemen önünde ise ağır kış şartlarından dolayı görüşmeler sırasında hastalanarak hayatını kaybeden Venedikli diplomatın mezarı bulunuyor.

Buraya iki ay içinde iki kere geldim. İlkinde kapıyı kilit görünce kapıya asmış oldukları telefonu aradım. Bir kadın açtı. Şehir dışındayım dedi. Söyleyiş tarzı öyle sinirli ve ciddiydi ki telefonu özür dileyerek kapattım. İkinci gittiğimde ise birileri kapıyı henüz açıyordu. Beni gören kadın “siz mi aradınız?” dedi. Demek ki şanslı günümdeydim! Kapıyı açtılar, içerisi havasız ve tozluydu. Kapının önündeki karlar temizlendi, içeri hava girsin diye kapı sonuna kadar açıldı, ışıklar yakıldı. Hemen girişte magnet, melek heykelciği ve kürdanlık (niye kürdanlık?) satılan küçük bir masa vardı, hemen karşısında ise anı defteri. Kadın ışıkları açana kadar anı defterine baktım. Sandığımdan daha çok Türkçe yazı vardı. Kimi “atalarımla gurur duydum” demiş, kimi barış temennisinde bulunmuş. Bu sırada telefon ederek kapıyı açtıran turist rehberi yanında üç turistle birlikte geldi. Birkaç dakikalık açıklamada bulundu. Oltarı, kapıları gösterdi. Kimi yerlerinin boyası, sıvası dökü
lmüş  duvarlara baktım. Oltarı biraz daha yakından inceledim, masadaki sinek ölüsüyle selamlaştım. Bu sırada turist rehberi ve maiyeti çıktı. Görevli kadın ellerini beline kavuşturup bana baktı. Süre bitmişti yani.

Son olarak, Karlofça Antlaşması’nın imzalandığı Kapela Mira’yı buradan gezebilirsiniz 😉

Devam edecek.