karlofça gezisine devam

Karlofça gezimize lezzetli bir noktadan devam etmek istiyorum!

Bu gördüğünüz yer dostlar, bir kuglof dükkânı.

 sremski karlovci kuglof ile ilgili görsel sonucu

Burada yukarıda gördünüz biçimde kekler var. Evet, en basit haliyle kek demek mümkün. Ben gittiğimde beş altı çeşit “kuglof” vardı. Bütün olarak satın alabilirsiniz ya da dilim dilim (bir dilim 100 Dinar). İçeri girdiğimde iç odada yanan fırında pişen keklerin rahiyası beni öyle etkiledi ki gördüğüm bütün kek çeşitlerinden birer dilim aldım. Kullanılan aromalar çeşitli, malzemesi dolgun. Vanilyalısı, meyvelisi… inanın hepsini çok beğendim. Vakti zamanında festivalini bile yapmışlar. Karlofça’ya geldiğinizde ‘kuglof’ları denemeyi unutmayın!

Kuglof dükkânını bulduysanız çoktan çeşmenin önünden (dükkân, yukarı çıkarken sağda, çeşmenin hemen karşısındaki sokakta, sağ tarafta), patrikanenin yazlığını, iki kiliseyi, en eski Sırp lisesini, “dört aslan” adlı çeşmeyi, ilahiyat okulunu ve Vojvodina bölgesine ait en eski eczanelerden biri olan ezcaneyi de görmüş olmanız gerekiyor.

Ne kadar çok, değil mi 🙂 Bu önemli binaların hepsi merkezde toplanmış durumda. Haydi biraz daha yakından bakalım.

 

Burası dostlar, patrikanenin yazlığı. Yazdığına göre burası 1713’ten itibaren Karlofça piskoposunun rezidansı olan eski bir Türk eviymiş ve “paşanın konağı” olarak bilinirmiş. Evin yönü Tuna’ya bakmaktaymış. Şimdi ise, eski yönüne göre, sola bakmakta. Şimdiki hâli 1892-4 yıllarında inşa edilmiş. Günümüzde ise Voyvodina bölgesinde bir Sırp evini temsil edebilecek mimari özelliklere sahip.

Burası bir Ortodoks kilisesi. 1762’de inşa edilmiş, şimdiki görünümünü ise 1909/10 yılındaki yenileme sırasında almış çünkü 18. yy. sonunda feci bir yangın geçirmiş. İlk yenileme de yangından hemen sonra, 1805’te yapılmış. Voyvodina’da 18. yy. mimarisini temsil eden en güzel örneklerden biri olduğu yazılmış. İçerideki ikonalar da bu gözle incelenmeli elbette. Barok tarzda olan bu ikonalar, Voyvodina bölgesinin sanat tarzını da ifade ediyor aynı zamanda. Bu kilise, içindeki freskler, ikonalar ve resimlerle öyle büyük bir değere sahip ki Voyvodina Bölgesi Kültür Varlıklarını Koruma Ofisi tarafından koruma altına alınmış.

Sıradaki yer Karlofça lisesi 1791’de hizmete girmiş, şu anki hâline 1891’de kavuşmuş. Günümüzde filoloji lisesi işlevini görüyor. Sırbistan’ın en eski lisesi, kütüphanesi de Sırbistan’ın sahip olduğu en eski kütüphaneymiş. Buradan önemli pek çok kitabın ilk baskısına ulaşmak mümkün. Okulda ilk açıldığında 6 yıllıkmış. 1907’ye kadar sadece erkekleri kabul etmişler ama şu anki kız öğrenci sayısı daha fazlaymış. Beşeri bilimler ve gramer olarak iki temel alanda Latincenin yanı sıra dersler Almanca verilmiş. Tarih, coğrafya, antropoloji, fizik, mantık, ahlâk gibi derslerin olduğu okulda daha sonra Yunanca dersleri de verilmeye başlanmış. 1852’den bu yana ise derslerde kullanılan dil, Sırpça. Okuduğum bir habere göre 2007’de bu okul, milli değere sahip üç okul arasında sayılmış. Sırbistan’ın dört bir yanından okumak için öğrencilerin geldiği bu okulu, Sırp devleti finanse etmekte. Yaklaşık 500 öğrencisi olan okulun her yıl ortalama 140 öğrenciyi kabul etmekte. Sırbistan’da ünlü bazı filmlerde de yer almış; Balkan Ekspres, Varljivo Leto ve Lajanje na zvezde (bizim Hababam Sınıfı’nın muadili diyebiliriz). Okulun pek çok ünlü öğrencisi de var ( Branko Radičević, Jovan Sterija Popović, Ilarion Ruvarac, Dimitrije Davidović, Vasa Stajić, Vida Ognjenović, Dejan Medaković…) ve hatta Sırpçanın Şemsettin Sami’si Vuk Stefanović Karadžić (Stefanoviç Karaciç) de buraya da kaydolmak istemiş ama geldiğinde 19 yaşındaymış ve yaşı fazla büyük olduğundan okula kabul edilmemiş. Buranın bir başka ünlüsü ise Đorđe Balašević (Corce Balaşeviç), üçüncü sınıfı burada bitirmiş. İşte onun sevdiğim şarkılarından biri burada.

Ayrıca buradan da Karlofça Lisesi’nin marşını duyabilirsiniz! Ben beğendim! 🙂

 

Devam edecek…