kardeşlik ve birlikten aşk ve modaya

Yugoslavya sinemasında 60’lardan başlayarak 70’lerin ortalarına kadar etkisini sürdüren, biraz Fransız Yeni Dalgası’ndan, biraz İtalyan Yeni Gerçekçiliğinden esinler taşıyan kara dalganın temel eleştirisi dönemin hükümeti bağlamında sosyalist toplum ve ideolojinin kamusal alana yansıma biçimine yönelikti. Bu akım, resmî sosyalist kültür söyleminin ve Yugoslav – sosyalist toplum hayatının gelişme ve ilerlemesinin devlet aygıtlarında temsilinin tam aksinde bir dil yaratarak propaganda ve ideolojinin süslediği hayatın çıplak ve acı gerçekleriyle ilgilenerek sıradan insanın günlük yaşamına odaklanmış. Sorul(a)mayan soruları cevaplamayı, konuşul(a)mayanları anlatmayı kendine düstur edinerek devlet destek ve teşviğiyle çekilen toplumsal temalı ve savaş konulu filmlerde verilen birlik – beraberlik mesajını reddederek toplumsal hicve yönelmiş. Bu konu üzerine Türkçede hemen hemen hiçbir şeyin olmaması ne kadar yazık.

Kara dalga ile ilgili 1958’den başlayarak 1973’e kadar süren bir film listesi çıkarmak mümkün. Döneminin gerçeklik anlayışına getirdiği yeni bakış açısı göz önünde bulundurulduğunda kara dalga’nın kendinden önceki ve sonraki dönemden keskin bir biçimde ayrıldığını da belirtmeliyiz. Ancak bu geçiş dönemi sırasında tamamen farklı bir kulvarda ortaya çıkmış bir filmden bahsetmek niyetindeyim. Aşk ve Moda!

kara dalgaya karşı pembe dalga

Bir Avala Film prodüksiyonu olan, Ljubomir Radičević’in yönetmenliğini yaptığı, Dušan Bulajić, Miodrag Petrović Čkalja, Mija Aleksić, Ljuba Dedić’in rol aldığı Ljubav i Moda (Aşk ve Moda) adlı film gösterime girdiğinde büyük sükse yarattı. Vizyona girdiği ilk bir ay içinde kızlar arasında güzellik anlayışı filmde oynayan Beba Lonćar’ın kıyafetlerine göre belirlenir; müzik yeteneği keşfedilmeyi bekleyenler insanların dikkatini çekebilmek için filmin müziklerinden biri olan devojko mala adlı şarkıyı söyler olmuşlardı. Kara Dalga’nın da ilk ürünlerini ermeye başladığı bir dönemde, 1960’da yayınlanan bu filmin meydana getirdiği salgından insanları eleştirmenler kurtarmaya çalışmış ve çağdaş hayatı yozlaştırdığı, toplumsal hayattan kopuk olduğu, toplumun gerçeklerini yansıtmadığı gibi argümanları kullanarak nafile bir çabayla filmi eleştirmişlerdi. Filme getirilen eleştirilerin en sertlerinden biri olan Mirko Miloradović yazısında “biz gençler, evet, Ljubav i Moda‘yı izlerken eğlendik ama manipülasyonun da farkındayız. İnsanların uyuşturulmasını onaylamıyor, buna karşı çıkıyoruz. Ayrıca en iyi komedyenlerimizi aptalca rollerde görmüş olmaktan dolayı üzgünüz.” diye yazmıştı.

Gazetelerin yazdığına göre izlenme oranları oldukça yüksekti. Mesela Kruševac (filmin gösterime girdiği ilk şehir)’da film üç sinema salonunda tüm seanslarda birden gösterime girmiş ve yaklaşık 15.500 kişi tarafından izlenmişti (şu siteye göre 1960’ta Krusevac nüfusu 21.957). Kardeşlik ve birlikten sonra artık aşk ve modaya toplumda bir ilgi uyanmıştı. Profesor Ranković’in sözleri, izlenme oranlarının yüksekliğini ve filmin popüler olmasının nedenini açıklıyor gibi: “O vakitler ilk oyunların, ilk vespanın ortaya çıktığı zamanlardı. Şimdi tüm bunlar komik görünüyor olabilir. Ama benim de üyesi olduğum kuşak için bu tür şeyler oldukça önem arz ediyordu. Bizi sanatta da takip eden savaş sonrası travmasından kurtulmak istiyorduk.”

Yugoslavya’nın Brigitte Bardot’u

Ljubav i Moda ile ilgili günümüzde hâlâ konuşulanlardan biri, bugün 74 yaşında olan filmin başrol oyuncusu. Ona şöhreti getiren film vizyona girdiğinde 17 yaşındaydı. Sonrasında bu filmle ilgili olarak “bana geldiler ve bir film çekeceksin; bu filmde vespa kullanacak, harika elbiseler giyecek ve hatta uçağa bineceksin dediler. Bunların hepsi rüya gibiydi. Ne olduğunun ayırdında değildim.” diyecekti. Filmin yayınlandığı sıralarda Yugoslav sinemasında savaş filmleri çekiliyor ve genellikle sosyal temalı filmlere ağırlık veriliyordu. 1960 yılıydı ve umarsızca seven, orada burada gezen ve dansla eğlenen insanlar ilk kez film perdesine çıkıyordu. Popüler kültüre hitap eden Ljubav i Moda (Aşk ve Moda) vizyona girdiğinde büyük eleştirilere maruz kalsa da halk kısa sürede başrol oyuncusunu Yugoslavya’nın Brigitte Bardot’u seçti. O, Desenka Beba Lončar’dı.

İlk kez henüz öğrenciyken bir çocuk programının spikerliğine seçilerek ekran karşısına geçti. 17 yaşındayken film kariyeri başladı. Rol aldığı ilk film olan Deveti Krug (dokuzuncu halka) adlı film, sadece sanatsal öneminden dolayı değil, aynı zamanda üç önemli oyuncu çıkardığı için (Beba Loncar, Dusica Zegarac ve Boris Dvornik) de kayda değer. Ljubav i Moda çekilirken öğleden önce okula, öğleden sonra ise film setine gitmişti Desenka. Henüz çok gençti. Ama herkes bu sarı saçlı kadına öylesine âşık olmuştu ki o artık Belgrad’ın sembolü, Yugoslavya’nın ilk vamp kadını hâline gelmişti. Uluslararası kariyeri ise The Long Ships adlı filmle başlıyor. Beba Loncar bu filmin ardından Roma’ya yerleşerek seksenlerin ortalarına kadar orada kalmış ve 1982’de çektiği son filmine kadar 52 filmde rol almış. 40 yaşında kollarına aldığı oğlundan sonra ekranlardan tamamen uzaklaşmış. Bugün Belgrad – Dorcol’daki evinde ikâmet etmekte ve hayatını kameralardan uzak tutmakta. 2017 yılının dördüncü ayında yayınlanan bir röportajında Beba Loncar, Londra’da okulunu bitiren oğlunun mutlu olmasının şu anki en büyük isteği olduğunu söylüyor.

…ve müzik

Film vizyona girdiğinde 1,5 milyondan fazla insan tarafından izlenmiş, şarkıları her yerde duyulur olmuştu. Hele ki küçük kız, şehrimin şarkısı/ yüreğime hayaller saldın nakaratlı “devojko mala” (küçük kız) şarkı, âşıkların sabırsızlıkla bekledikleri, müzisyenlerin sona sakladıkları tek şarkıydı.

Devojko mala bugün de hâlâ bilinen, dönemin ruhunun simgelerinden biri, tıpkı Beba Lonćar gibi.

Yararlandığım kaynak burada.